Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Akbelen Ormanı’nda Nöbet Tutan Köylüler ve Çevreciler Maden Kesimine Karşı Direniyor

Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nda maden sahasının genişletilmesi amacıyla yapılan ağaç kesimi, köylüler ve çevrecilerin direnişiyle devam ediyor. Köylüler, evlerini ve işlerini bırakarak ormanda nöbet tutuyor ve maden şirketinin bölgeden çıkarılmasını istiyor. Avukatlar ise YK Enerji’ye dava açacaklarını belirterek, şirketi terörist faaliyetten dolayı şikayet etmeyi planladıklarını söylüyor. Çevreci avukat İsmail Hakkı Atal, iç hukukun işlemediğini ve uluslararası hukuk nezdinde de işler yapacaklarını ifade ediyor.

Muğla'nın Milas ilçesindeki Akbelen

Haber: SERCAN EMRE İKE – Kamera: MEHMET MEHMETLİOĞLU

Akbelen Ormanı’nı korumak için nöbet tutan köylülerden Naime Yorulmaz, “2 seneden beri devam ediyoruz biz burada. Evimizi, işimizi bırakıp biz burada bekliyoruz. Bizi niye buradan çıkarıyorlar? Bu yer bizim, bu yer onların değil. Bunlar gitsin buradan. İstemiyoruz biz bunları. Bu jandarmaları bizim karşımıza dikenleri istemiyoruz, defolsunlar gitsinler buradan” dedi. Avukat İsmail Hakkı Atal ise YK Enerji’nin “verdiği zarar nedeniyle” dava açacaklarını belirterek, “Anayasa’nın 3’üncü maddesindeki ‘devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü’ bozmaya yönelik terörist faaliyetten dolayı bu şirketi şikayet etmeyi planlıyoruz” diye konuştu.

Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy mevkisindeki Akbelen Ormanı’nda maden sahasının genişletilmesi amacıyla ağaç kesimi, yedinci gününde devam ediyor. İkizköylüler ve çevrecilerin de kesime karşı nöbetini sürüyor.

İkizköylü Naime Yorulmaz, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, yurttaşlara destek çağrısı yaparak, “Bu çamların kesilmesi, bu toprağın alınmasını bıraksınlar. 4 seneden beri mücadelemiz var bizim burada. Akşamları yalnız evimde kalıyorum ben. Benim eşim burada nöbet tutuyor, geceleri nöbet tutuyor. Gündüzleri nöbet tutuyoruz biz burada. 2 seneden beri devam ediyoruz biz burada. Evimizi, işimizi bırakıp biz burada bekliyoruz. Bizi niye buradan çıkarıyorlar? Bu yer bizim, bu yer onların değil. Bunlar gitsin buradan. İstemiyoruz biz bunları. Bu jandarmaları bizim karşımıza dikenleri istemiyoruz, defolsunlar gitsinler buradan” diye konuştu.

Çevreci Avukat İsmail Hakkı Atal ise Türkiye’de iç hukukun bittiğini ve çalışmadığını vurgulayarak, “Mahkemeler varmış gibi yapıyorlar, kendilerine verilen bir yolu takip ediyorlar. Kanunları, yasaları ve Anayasa’yı uygulamıyorlar. Bizim bu ormanın korunması için dava açmamıza bile gerek yok aslında. Dünyada hiçbir anayasada olmayan bir hüküm bizde var. Anayasa’nın 169’uncu maddesi. ‘Devlet ormanlarına zarar verebilecek hiçbir eyleme müsaade edilemez’ diyor. Anayasa’nın bu maddesi varken, bizim dava açmamıza bile gerek yok” dedi.

“CÜBBEMİ ADALET BAKANLIĞI ÖNÜNDE YAKACAĞIM”

Atal, Anayasa’daki hükme rağmen maden sahası için yapılan kesimlerin durdurulması için davalar açtıklarını aktararak, “Tetikçi bir bilirkişi heyetinin, suç işleyen bir bilirkişi heyetinin gerçeğe aykırı bir raporuna dayanarak, yürütmenin durdurulması kararını kaldırdılar ve burada gelip ormanı kestiler. Bu orman gittikten sonra, burada bir de maden ocağı açılırsa, gidip cübbemi Adalet Bakanlığı önünde yakacağım. Diyeceğim ki ‘Ey halkım, artık Türkiye’de hukuk mukuk bitmiştir. Yargıdan ve mahkemeden boşuna medet ummayın, çarenize bakın’.

Türkiye’nin geldiği nokta bu. Uluslararası hukuk nezdinde yapacağımız işler var. Nihat Özdemir, İbrahim Çeçen ve Orman Genel Müdürü’nü insanlığa karşı suç işlemekten dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne şikayet etmeyi planlıyoruz. AİHM’e adil yargılama hakkının ihlalinden dolayı başvurmayı düşünüyoruz. Tarihe not düşmek adına iç hukukta, şu anda bir şey yapılmayacağını biliyorum, Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğim. İklim krizi, gıda kıtlığı, seller, heyelanlar gibi doğal afetler, sıcak hava dalgalarının olduğu bu küresel iklim krizi çağında Anayasa’nın 3. maddesindeki ‘devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü’ kavramı sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin fiziki sınırları olarak algılanamaz. Bu fiziki sınırları içindeki doğal, kültürel ve ekolojik varlıkların tamamı olarak algılamak gerekir.”

Atal, YK Enerji’nin termik santrallerinin madenden elde ettiği ticari kazancın 100 katı halka zarar verdiğini belirterek, “İşletmeye geçtikleri tarihten bu yana 68 bin kişiyi öldürmüş bu termik santraller. Bu süreçte öldürdüğü insanlar, neden olduğu sağlık giderleri, 200 bin dönüm tarım arazisi ve zeytinliği yok edecek olması, yıllık 5 milyar dolar turizm geliri olan Bodrum’un su kaynakları yok edecek olması nedeniyle Anayasa’nın 3’üncü maddesindeki ‘devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü’ bozmaya yönelik terörist faaliyetten dolayı bu şirketi şikayet etmeyi planlıyoruz” dedi.